e-ISSN 2147-8325
Volume : 6 Issue : 1 Year : 2022
Veri Tabanları
Uygulamalar
Üyelikler
TÜRK İMMÜNOLOJİ DERGİSİ - Turk J Immunol: 6 (1)
Cilt: 6  Sayı: 1 - 2018
ORIJINAL ARAŞTIRMA
1.
Astmalı Çocuklarda Nigella sativa Verilmesi ile Astma Kontrol Test Skoru ve Th17/Treg Dengesinde Düzelme: Astmanın Tedavisinde Yeni Bir Yaklaşım
Improvement of Th17/Treg balance and Asthma Control Test score by Nigella sativa supplementation in asthmatic children: a new approach to managing
Wisnu Barlianto, Desy Wulandari, Maya Chusniyah, HMS Chandra Kusuma, Sumarno Reto Prawiro
doi: 10.25002/tji.2018.686  Sayfalar 1 - 7
Giriş: Th17 ve Treg hücrelerinin, astma gibi allerjik hastaların ortaya çıkması ve ilerlemesinde önemli rolleri bulunur. Bir dizi çalışma, Nigella sativanın kronik hava yolu inflamasyonunu azalttığını ve bağışıklık sistemini düzenleyerek hava yollarının etkilenmesini azalttığını göstermektedir. Gereçler ve Yöntemler: Çalışmada, Endonezya Saiful Anwar Hastanesinde astma tanısı koyulan 28 olgu irdelendi. Tüm hastalar, astma rehberine uygun olarak standart olarak tedavi aldı. Nigella sativa yağı (NSY), randomize tek kör çalışmada günde 15-30 mg/kg dozda 8 hafta boyunca verildi. Treg ve Th17 hücreleri periferik kan mononükleer hücrelerin içinde akan hücre ölçer ile sayıldı. Astmadaki düzelme, Astma Kontrol Testi (AKT) ile ölçüldü. Bulgular: NSY verilen grupta Th17 hücrelerinde anlamlı bir azalma, Treg hücrelerinin oranlarında da artış saptandı (1.06±0.33’e karşın. 2.30±1.08, p=0.001). AKT skoru NSY verilen grupta, standart tedavi uygulanan hastalara göre anlamlı derecede daha yüksek idi (3.71±1.634’e karşın 1.86±0.864, p=0.033). Ancak, tedavi öncesi ve sonrasında alınan örneklerde Th17/Treg oranları ve AKT skorlarında bir değişim görülmedi (sırası ile; p=0.552, p=0344). Sonuç: NSY verilmesi Th17/Treg dengesini ve astması olan çocuklarda klinik bulguları iyileştirir.
Introduction: Th17 and Treg cells have important roles in the development and progression of the allergic diseases, such as asthma. Several studies reported that Nigella sativa could improve chronic airway inflammation, and inhibit airway remodeling by regulating the immune system. To examine the effect of Nigella sativa supplementation on Th17/ Treg cells, and asthma control test score in asthmatic children. Materials and Methods: Twenty-eight children with asthma meeting the inclusion criteria in Saiful Anwar Hospital, Indonesia, participated in this study. All subjects took the standard treatment based on asthma guidelines. Nigella sativa oil (NSO) is given as additional treatment at the dose of 15–30 mg/kg/day for eight weeks in a randomized, singleblind- controlled trial. Th17 and Treg in peripheral blood mononuclear cells were analyzed by flow cytometry tool. Improvement of asthma control was accessed by ACT (Asthma Control Test) Score. Results: There was a significant decrease of Th17, and an increase of Treg percentages in NSO treatment group. Th17/ Treg ratio was lower in NSO group compared to the standard treatment group (1.06±0.33 vs. 2.30±1.08, p=0.001). The ACT score improvement was significantly higher in NSO compared to that in the standard treatment group (3.71±1.634 vs. 1.86±0.864, p=0.033). However, there was no significant correlation between Th17/Treg ratio and ACT score in pre- and post-treatment (p=0.552, p=0.344 respectively). Conclusion: NSO supplementation improves Th17/Treg balance and clinical symptoms in asthmatic children.

2.
Identification of Hemagglutinin Protein from Streptococcus pneumoniae Pili as a Vaccine Candidate by Proteomic Analysis
Identification of Hemagglutinin Protein from Streptococcus pneumoniae Pili as a Vaccine Candidate by Proteomic Analysis
Diana Chusna Mufida, Kusworini Handono, Sumarno Reto Prawiro, Sanarto Santoso
doi: 10.25002/tji.2018.698  Sayfalar 8 - 15
Giriş: Streptococcus pneumoniae, pnömoni ve sinüzit gibi solunum yolu infeksiyonu olduğu kadar septisemi ve menenjit gibi daha ciddi infeksiyonlara da yol açan Gram-pozitif bir bakteridir. Virulansı belirleyen yüzey ile ilişkili öğeleri içinde, pnömokok pilusu önemli bir rol oynar. Hemaglütünin aktivitesinin ise, bakterinin yapışma özelliği ile ilişkili olduğu gösterilmiştir ve bu proteinlerin proteom ile irdelenmesi, oluşturulabilecek bir aşıda kullanılabilmelerini sağlayabilir. Gereçler ve Yöntemler: Pilusların saflaştırılması, pilusların kesilmesi ile yapılmıştır. Pili proteini SDS-PAGE kullanarak, elektroelusyon ve diyaliz ile saflaştırılmıştır. Fare eritrositleri ile yapılan hemaglütinasyon testinden sonra hemaglütinin proteini, epitop haritalaması ve antijenik özelliği Sıvı Kromatografisi ve Kitle Spektrometresi ile tanımlandı. Bulgular: SDS-PAGE yöntemi ile pili proteinleri ana bantları 67, 52, 25 ve 11kDA moleküler ağırlığında saptandı. 54 KDa ağırlığındaki pilus proteini hemaglütinin antijeni idi. Mascot sunucusu ile yapılan hesaplamalı biyobilgi analizi bu hemaglutininin S. pneumoniae’inin Rrgb proteini ile eşleştiğini gösterdi. Sonuç: Antijen özelliği ve epitop haritalama Streptococcus pneumoniae’dan pilus omurgası (Rrgb) olarak tanımlanan bu yeni proteinin yüksek antijenik özelliğinden dolayı aşı geliştirmede uygun bir aday olabileceğini göstermektedir.
Introduction: Streptococcus pneumoniae is a Gram-positive, bacterial human pathogen that causes a large number of respiratory tract infections, such as pneumonia and sinusitis, as well as invasive diseases such as septicemia and meningitis. Among the surface-exposed virulence factors, the pneumococcal pilus has been shown to play a role in host-cell adhesion. Hemagglutinin activity has been shown to correlate with adhesion ability. The purpose of this study was to identify of S. pneumoniae pili proteins with hemagglutinin activity, and to proteonomically analyze such proteins as potential vaccine candidates. Materials and Methods: The purification of pili was carried out by a pilus cutter method. After SDS-PAGE separation, pili proteins were purified by electroelution and dialysis. After a hemagglutinination assay with mouse erythrocytes, the hemagglutinin protein was identified with Liquid Chromatography/Mass Spectrometry, along with assessments of antigenicity and epitope mapping. Results: SDS-PAGE showed that pili protein had major bands of molecular weights of 67, 54, 25, and 11 kDa. The 54 kDa pili protein was the hemagglutinin. Computational bioinformatics analysis by Mascot Server revealed this hemagglutinin matched with the Rrgb protein of S. pneumoniae (gi: 299856655). Conclusion: The analysis of its antigenicity, and epitope mapping showed that a novel protein was identified as the pilus backbone (Rrgb) of Streptococcus pneumoniae, and has a high antigenicity suitable for further development as a vaccine candidate.

3.
Tip 1 Diabetes Mellitus’lu Çocuklarda Serum D Vitamini (25(OH)D3), C-Peptid ve İnterlökin-2 Seviyeleri Arasındaki İlişki
The Relationship Between Serum Vitamin D (25(OH)D3), C-Peptide, and Interleukin-2 Level in Children with Type 1 Diabetes Mellitus
Harjoedi Adji Tjahjono, Vivi Ratnasari, Edi Widjajanto, Andreas Budi Wijaya
doi: 10.25002/tji.2018.722  Sayfalar 16 - 22
Giriş: D vitamini, tip 1 diabetes mellitus (T1 DM) oluşumunda pankeasta beta hücre düzenlenmesinde çok önemlidir ve pankreastaki beta hücrelerini düzenler. Ancak, serumdaki D vitamini (25(OH)D3) seviyesinin T1 DM hastalarında, inflamatuvar durum ile ilişkisi yeterli düzeyde araştırılmamıştır. Bu nedenle, çalışmamızda T1 DM tanısı alan çocuklarda serum D vitamini, C-peptid ve İnterlökin-2 düzeyleri arasındaki ilişkinin saptanmasıı amaçlanmıştır. Gereçler ve Yöntemler: T1 DM olan 20 hastanın ve sağlıklı bireylerin kan örneklerini alarak irdeledik. Serum örneklerinde D vitamini (25(OH)D3), C-Peptid ve İnterlökin-2 düzeyleri inderekt ELISA tetsi ile ölçüldü. Bulgular: Her iki gruptaki serum D vitamini (25(OH)D3), C-peptid ve İnterlökin-2 düzeyleri anlamlı düzeyde birbirinden farklılık gösterdi (p<0.001). Serum D vitamini (25(OH)D3) ve C-peptid seviyeleri arasında doğrusal bir ilişki saptanmasına karşılık, C-peptid ve İnterlökin-2 düzeyleri arasında ters bir bağlantı saptanmıştır (p=0.002; r=- 0.658). Ayrıca Serum D vitamini (25(OH)D3) ve İnterlökin-2 düzeyleri arasında da ters bir bağlantı saptanmıştır (p<0.001; r=-0.753). Sonuç: Serumdaki D vitamini (25(OH)D3) düzeyi, T1 DM’deki inflamatuvar durum ile ilişkilidir. D vitamininin düşük olması T1 DM’lu hastalarda İnterlökin-2 düzeyinin artışı ile bağıntılı gibi gözükmektedir ve pankreastaki beta hücrelerinin yetersizliğini gösteren düşük C-peptid ve yüksek Interleukin-2 düzeyi ile önemli ölçüde ilişkilidir.
Introduction: Vitamin D is very important for Type 1 diabetes mellitus (T1 DM) pathogenesis, and plays major role in the regulation of pancreatic beta cells. However, serum vitamin D (25(OH)D3) level related to inflammatory condition in T1 DM has not been sufficiently investigated. Therefore, we aimed to investigate the relationship between serum vitamin D (25(OH)D3), C-Peptide, and Interleukin-2 levels in children with T1 DM. Material and Methods: Blood samples from 20 subjects of T1 DM patients and healthy patients were collected, and analyzed. Serum level of vitamin D (25(OH)D3), C-Peptide, and Interleukin-2 between two groups were measured by using Indirect ELISA. Results: Serum vitamin D (25(OH)D3), C-Peptide, and Interleukin-2 level between both groups were significantly different (p<0.001). It was shown that serum vitamin D (25(OH)D3) and C-Peptide level had significant positive correlation, while serum C-Peptide and Interleukin-2 level had significant negative correlation (p=0.002; r=-0.658). Serum vitamin D (25(OH)D3) and Interleukin-2 had also significant negative correlation (p<0.001; r=-0.753). Discussion: Serum vitamin D (25(OH)D3) level is related to inflammatory condition in T1 DM. Low level of serum vitamin D (25(OH)D3) in T1 DM patient tends to increase the level of Inteleukin-2, and it is highly correlated with pancreatic beta cells’ impairment, which is marked by low C-Peptide level and high Inteleukin-2 level.

4.
Ophiocephalus striatus Ekstresinin Kas Erimesi Olan Stabil Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalarında TNF-alfa, CRP, Leptin ve Adiponektin Düzeylerine Olan Etkisi
Effect of Ophiocephalus striatus Extract on the Levels of TNF-?, CRP, Leptin, Adiponectin, and COPD Assessment Test (CAT) Score in Stable COPD Patients with Muscle Wasting
Djajalaksana Susanthy, Kusumawardhani Erna, Widiasari Komang Sri Rahayu
doi: 10.25002/tji.2018.684  Sayfalar 23 - 29
Giriş: Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH) bulunan olguların %20-40’ında kas erimesi bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, KOAH’lı hastalarda yapılan beslenme desteğinin, (TNF-?, CRP, leptin ve adiponektin ile ölçülebilen) yangıyı azaltıp azaltmadığını ve kas erimesi ile hayat kalitesine olan etkisini araştırmaktır. Gereçler ve Yöntemler: Çalışma, kas erimesi olan ve KOAH’ı bulunan hastalarda önce ve sonra kontrollü yarı deneysel bir klinik çalışma olarak tasarlandı. Kas erimesi, Bioelektrik empedans analizi ile (BEA) ölçüldü. eptin ve adiponektin düzeyleri ELISA metodu ile, hayat kalitesi ise, KOAH Değerlendirme Testi (KDT) ile saptandı. BEA, TNF-?, CRP, leptin adiponektin ve KDT ölçümleri, 32 hastada, 12 hafta boyunca günde 3 kez 1000mg Ophiocephalus striatus ekstresi verilmeden ve verildikten sonra ölçüldü. Bulgular: On iki hafta boyunca Ophiocephalus striatus ekstresi verildikten sonra vücud kitle indeksinde (p=0.046) anlamlı bir artış olur iken, yağsız kitle indeksi(YKİ)’nde(p=0.506), TNF-?, CRP düzeylerinde ise belirgin bir artış saptanmadı. Hayat kalitesi ölçümlerinde (KDT) ise anlamlı bir artış (p<0.001) bulundu. Sonuç: On iki hafta boyunca Ophiocephalus striatus ekstresi verilmesi, VKİ’ni artırmakta, TNF-?, CRP, leptin düzeylerini düşürmekte adiponektin düzeyini artırarak, kas erimesi olan KOAH hastalarında hayat kalitesini yükseltmektedir.
Introduction: Muscle wasting is an extrapulmonary manifestation that occurs in 20–40% of patients with Chronic Obstructive Pulmonary Disease (COPD). The purpose of this study is to confirm whether nutrition support can improve inflammation (measured by levels of TNF-?, CRP, leptin, and adiponectin), muscle wasting, and quality of life of COPD patients with muscle wasting. Material and Methods: The study design was a clinical pre-and post-auto-control quasi-experimental, conducted with a sample of stable COPD patients with comorbid muscle wasting. Muscle wasting was diagnosed through examination of the Bioelectrical Impedance Analysis (BIA). Levels of leptin and adiponectin were measured using the Enzymelinked immunosorbent assay (ELISA) method, and quality of life was assessed using COPD Assessment Test (CAT) score. BIA, TNF-?, CRP, leptin, adiponectin, and CAT were measured in 32 COPD patients with muscle wasting, before and after 12 weeks supplementation with Ophiocephalus striatus extract, 3x1000 mg/day. Results: There was a significant increase in body-mass index (BMI) (p=0.046), no significant increase in Fat-free mass index (FFMI) (p=0506), no significant decrease in TNF-? and CRP, a significant decrease in leptin levels (p <0.001), a significant increase in adiponectin levels (p=0.048), and a significant improvement in quality of life (score CAT) (p <0.001) after administration of Ophiocephalus striatus extract for 12 weeks. Conclusion: Supplementation with Ophiocephalus striatus extract for 12 weeks can improve BMI, decrease levels of TNF-?, CRP, and leptin, increase the level of adiponectin, and result in improvement in the quality of life of stable COPD patients with muscle wasting.

5.
Balb/c Farelerde Kollajen İle İndüklenmiş Lokal Artrit Modeli İçin Yeni Bir Protokol
A New Protocol for Collagen-Induced Local Arthritis Model in Balb/c Mice
Gökçen Güvenç, Mehmet Karaçay, Ahmet Akkoç, Kubra Çiftçi, Haluk Barbaros Oral, Murat Yalçın
doi: 10.25002/tji.2018.771  Sayfalar 30 - 36
Giriş: Şimdiye kadar romatoid artritin patogenezini çalışmak ve yeni tedavi yöntemleri geliştirebilmek için çok sayıda model tanımlanmasına rağmen, bu modellerin sınırlılıkları vardır. Son günlerde romatoid artrit çalışmaları için en sık kullanılan model DBA/1 gibi belirli farelerde kollajen ile indüklenmiş artrit modelidir. Bu çalışmada Balb/c farelerde lokal artrit oluşturabilmek için yeni bir protokol tanımlanması amaçlanmıştır. Bu yeni protokol, çalışma esnasında farelerde oluşturulan klinik artrit semptomlarının gözlenmesini ve yine artritli fare pençesindeki histolojik inceleme prosedürünü içermektedir. Gereç ve Yöntemler: Kırk adet Balb/c farede lokal artrit oluşturmak için, 0’ıncı günde fareler intraartiküler yolla tip II kollajen ve subkutan yolla complete Freund’s adjuvant ile immünize edildi. İmmünizasyonun arttırılması için hayvanlara ilk uygulamanın 14. gününde aynı enjeksiyonlar uygulandı. Fareler dört gruba ayrıldı ve artrit indüklemesinin 0., 14., 21., ve 30. günlerinde klinik ve histopatolojik olarak incelendi. Bulgular: Artritin ilk semptomları, ikinci uygulamadan bir hafta sonra gözlendi (21. gün). İndüklemenin 21. ve 30. günlerinde, kollajen ile indüklenmiş olan pençenin bulunduğu tüm arka ayak çevresinde, klinik olarak ciddi eritem ve şişkinlik gözlendi. Yine indüklemenin 21. ve 30. günlerinde, diğer pençelerle karşılaştırıldığında kollajen ile indüklenmiş olan pençe hemen hemen dört kat daha büyük kalınlığa ulaştı ve histolojik inceleme klinik artrit bulgularını doğruladı. Sonuç: Araştırıcılar, tanımlanan metodu kullanarak, tekrarlanabilir ve ekonomik olarak Balb/c farelerde yüksek insidanslı lokal kollajen ile indüklenmiş artriti indükleyebilir. Tanımlanan lokal kollajen ile indüklenmiş artrit modeli, artritin fizyopatolojik veya immünolojik mekanizmasının çözümlenmesinde ve yeni tedavi etkilerinin çalışılmasında kullanılabilir.
Introduction: Numerous models have been described to study the pathogenesis of rheumatoid arthritis, and to develop new therapies; but each of these models has their own limitations. Nowadays, the collagen-induced arthritis (CIA) mouse model is the most commonly used model for rheumatoid arthritis studies in certain mouse strain like DBA/1 mouse. This study aimed to describe a new protocol for local induction of arthritis in Balb/c mice, including the monitoring of clinical arthritis and the protocols for histological examination of paws of mice. Materials and Methods: For the induction of local arthritis in 40 Balb/c mice, they were immunized intra-articularly with type II collagen and subcutaneous complete Freund’s adjuvant in 0 day. As the boost immunization, the animals had same injections on day 14. Mice were divided 4 groups, and they were clinically and histopathologically examined for arthritis on 0, 14, 21 and 30 days of arthritis induction. Results: The first signs of local arthritis appeared in this model 1 week after boost immunization (day 21). The CIA induced paw clinically showed severe erythema and swelling all around the hindquarter on day 21 and 30. The paw reached almost 4 times thicker than the other paws and histopathological examination confirmed the clinical arthritis on day 21 and 30. Conclusion: Using the protocol described, the investigators may reproducibly and economically induce a high incidence of local CIA in Balb/c mice. The described local CIA model may be used to unravel pathophysiological or immunological mechanisms of arthritis, and can also be used to study the effect of new therapeutics.

6.
Multipl Skleroz Saldırı Altında: Shehata’nın Tedavisi
Multiple Sclerosis Under Attack; Shehata’s Therapy
Mohamed Shehata Ali Mohamed
doi: 10.25002/tji.2018.774  Sayfalar 37 - 46
Multipl skleroz, merkezi sinir sistemindeki sinirlerin (beyin ve omurilikteki) inflamatuvar olarak demyelinizasyonu ile oluşan bir hastalıktır. Hastalarda, etkilenen bölgeye bağlı olarak, sınırlı motor ve duyusal ileti kusurundan, yaygın nörolojik ve bilişsel kısıtlılığa kadar farklı problemler görülebilmektedir. Diğer nörolojik olan ve olmayan otoimmün hastalıklarda olduğu gibi, tedavi, önemli istenmeyen yan etkileri de olan bağışıklık sisteminin farmakolojik olarak düzenlenmesi ile yapılmaktadır. Bu makale, beyine kan beyin bariyeri bozulduktan sonra toplanan bağışıklık hücrelerinin baskılanmasını sağlayan bağışıklık yanıtının biyolojik olarak düzenlenmesi gibi yaratıcı tedavi yöntemleri ile, bu yöntemlerin zarar görmüş olan kan beyin bariyerini ve nörolojik problemleri düzeltebilme yetenekleri konusundaki bilgilere ışık tutacaktır.
Multiple sclerosis is an autoimmune disease characterized by inflammatory demylination of the nerves in the central nervous system (brain and spinal cord). Depending on the attacked sites, the disease manifestations vary from limited sensory and/or motoric deficits to wide spread neurological and cognitive deficits. Similar to other autoimmune neurological and non-neurological diseases, the available therapeutic strategies rely on the pharmacological modulation of the immunity, which could be associated with significant side effects. In this paper, the light will be shed on another innovative therapeutic strategy that rely on the biological modulation of the immune responses, together with the inhibition of the recruitment of the immune cells into the central nervous system after distortion of the blood brain barrier, as well as the enhancement of the regenerative ability towards the restoration of efficient blood brain barrier and the regenerative recovery of the neurological deficits.

LookUs & Online Makale